15 Ekim 2017 Pazar

Beni methetme kardeşim, bana para ver!!!

Çok fazla sayıda denetim, teftiş, sertifika yazısı yazdım içim şişti. Biraz eğlenelim, farklı birşeyler yazalım... Yazı ağır küfür içerir; kaldıramayacaklar okumasın devamını lütfen.

Bordro mahkumları ocak ayı itibarıyla pire misali kıpraşmaya başlar. Bunun en büyük sebebi birçok kurumda özellikle Bankalarda sene başı (ocak-şubat-mart) maaş zammı ve bonus ayıdır. Öncü söylentiler sonbaharda başlamıştır, bu sene karlılık çok iyi, sağlam bonus alırız. Servis dedikoduları başlar, ön sıralarda yanyana oturan iki kişi geçen gün öğle yemeğinde GMY’nin sekreterinden duymuştur. Ön sırada oturan iki kişinin arkasında oturan, sabahın köründe servise binmiş olan diğer biri ise uyuyor görünümünde önünde oturanları dinliyordur… İlk işi servisten inip, simitçiden çatal alıp sabah sigarasında beraber çalıştığı arkadaşlarına sanki GMY’den kendisini duymuş gibi bu haberi yetiştirecektir. Bazı heyecanlı arkadaşlar ise servisten inmeden What’s Up’tan çeşitli gruplara “bu sene bonusa doyacağız” şeklinde mesajlar geçmeye başlamıştır bile…

Servis dedikodusu askerlik söylentilerine benzer, askere gidersiniz ilk duyduğunuz laf “Yarr…ım (askerlik yapanlar bilir; bu laf erlerin birbirlerine hitap şeklidir, her cümle bu güzel ifade ile başlar) askerlik kısalıyormuş amk (her cümle amk ile biter, nokta yerine bu kelimeler kullanılır)”. Bunu söyleyene dönüp “Nerden duydun yarr..ım”  (R’lerin üstüne bastıracaksınız) dersiniz, “Acemiliği birlikte yaptığım toprağım, Kurmay Başkanının şoförü, ondan duydum amk” cevabını alırsınız. Askerlik gelir geçer, bu muhabbet hep yapılır askerlik kısalmaz. Bonus ve zam muhabbeti de aynıdır. Asılsızdır. GMY gelip, kulağınıza eğilip “Şakir Bey, bu sene sana 6 maaş bonus veriyorum yarr…ım, beğendim mi amk?” demediği sürece inanmayın derim ben. GMY gelip sizinle böyle konuşuyorsa zaten aşmışsınız…

Bonus ve zam sıkıntılı konulardır. Kapitalist sistemdeyiz, çalıştığımız kurumlar amne hizmeti vermiyorlar. Hiçbir kurumda (en azından benim çalıştıklarım –ki liste bir elin parmağından uzun) bu sene çok para kazandık, aman bunu çalışanlarla paylaşayım demiyor maalesef. Çalıştığımız kurumlar zaten adalet dağıtma yerleri değiller. Bu bakımdan bonus tam bir muamma.  YemekSepeti gibi bir iki süper örnek var, satıldığında satış tutarının ciddi bir miktarını çalışanlara veren patron örneği var. Ama bunu kurumsal HeDeHöDö Bank’tan veya Zamazingo A.Ş. beklemeyin (12 yaşında saf bir çocuk değilseniz).

Güzel bonusu firmalarda ve bankalarda para kazandıran birimlerde çalışan, GM, GMY ve Direktörler (Grup Başkanları) alırlar. Altındaki bonus görünümünde maksimum 2 maaşa (çok para getiren bir ekipteyseniz hadi 4 olsun -olmaz ya-) talim ederler, operasyoncular, idari işlerdekiler ise yarım ila bir maaş arası alırlar. Her sene bu sene adam gibi bonus almazsam, gidiyorumcular piyasaya çıkarlar, bunlar negatif haberlerden beslenirler, milleti zehirlerler ama hiç bonus almasalar bile hiçbir yere gitmezler.

Peki bu bonus ne işe yarar? Şimdi Faniyseniz yani Direktör altı; bonusu alınca ilk iş KMH ve kredi kartı parası ödenir, muhtemelen son altı aydır eksi (-) olan hesabınız düzeltilir ve bonus biter. Cebinizde maaşınız kalır O maaşla hayaller kurarsınız, bu sene eskiye geçmeyeceğim falan gibi, tabii 2 ay sonra bu hayaller biter ama o hayal kurulur… Biraz şanslıysanız, maaşınız nispeten iyiyse müdür yardımcısı, müdür, grup müdür falan filansınız 2-3 maaş arası bonus aldınız. Çocuğunuzun okulu ve yaz tatili parası olarak hesaplara girişirsiniz. Tabii bankadan ihtiyaç kredisi ile desteklersiniz veya eşinizde çalışıyorsa ve o da bişeyler almışsa birleştirirsiniz.

Ne güzel şeydir ocak ayından erken ödeme ile indirimli tatil kovalayıp, 2 senedir harcamadığınız millerle uçak bileti almak…

Bordro mahkumlarının tatil destinasyonları ise başlı başına bir malzeme... Yazacağım merak etmeyin... Ama muhtemelen tatil olayına tam bir ay ayırırım ve Ocak-Mart arası yazarım, define gibi konudur, malzeme bol.

2 Ekim 2017 Pazartesi

Denetçiler için Si Ay Ey (CIA)

Konumuz denetçilerin özellikle de müfettiş tayfasının başının belası Certified Internal Auditor sınavı. Sevgili okur ben bu sınavı seneler önce verdim, hatta allaha çok şükür artık denetimle çok alakalı değilim. Size uzunca ve zahmetli bir süreçten sonra bu sınavı vermiş biri olarak; sınava nasıl çalışılır, sizi yolunuzdan çıkartmak isteyecekler, sınav neye yarar anlatalım bakalım;

Şimdi sezarın hakkı sezara, bu genel olarak denetim dünyasında en iyi pazarlanmış ve halen pazarlanan sertifika. Zırt pırtda değiştiriliyor. 2000’li yılların başında 3 parttı, sonra 2004’lerden sonra 4 part oldu, şu ara ise tekrar 3’e indi. Ama belli olmaz, siz bu yazıyı okurken 2 part, 6 part, 3 part yaparlar.

Öncelikle nasıl çalışacaksınız: gidip Gleim’ın kitabını ve soru bankasını alın. IIA Study Guide veya Wiley’e gerek yok.

Her part için minimum 2 ay çalışmanız lazım. Şimdi ilk ay hangi parta giriyorsanız o kitabı hatmetmeniz gerekiyor. İlk yapmanız gereken şey çalışacağınız section’a ilişkin soru setinden daha kitabı hiç okumadan 20 soru yapmanız ve bilginizin nerede olduğunu görmenizdir. Bu sizin bu tip sınavlarda çok önemli bir konsept olan “Educated Guess” olayını da bu sayede halledersiniz. İlk ay kitabı hatmetmeniz lazım. Okuyun, altını çizin. İlk ay; part’a ilişkin sectiondan 20 soru çöz, sonra o sectionı oku, sonra section sonundaki soruları çöz. Section sonundaki summary’i bastır. Yanında tut, ihtiyaç duydukça kitaba değil summary'e bak.

İkinci ay, okuduğun kitaba ait soru setinden karma 100’er soru çöz. Mümkünse soru setindeki her soruyu 3-4 kez çözmüş ol. Soru setinden karışık 100 soru üzerinden %90’larda almadan sınava girme. %90’lara devamlı geldiğinde emin ol sınavı vereceksin. Hatalı olduğun yerlerde bastırdığın summary’lere dön bak.

Kaynak konusu: Gleim en iyi kaynak; sonrasında IIA study guide geliyor. Wiley’i geçin, işe yaramaz. Mutlaka kitabı okuyun, adam gibi çalışın. Mümkünse en güncel kitaptan çalışın. Soru ezberleme methodu çok yerde öneriliyor, bir yere kadar doğru. Niye doğru çünkü denetimin çerçevesi belli, her 5-6 yılda bir Big 4 veya diğer danışmanlık firmaları kaba etinden yeni bir denetim konseptikleri üretiyorlar, onun haricinde konular aynı, doğal olarak soruları ne kadar evirip çevirirsen çevir aynı, benzer veya minör değişiklik içermiş sorular gelecek. Ama şu da bir gerçek, bu bir sertifika olayı bir endüstri, sınavı yapanlar salak değil. Sorular bir şekilde değişecek.

Yani sadece soru setinden soru ezberlerseniz çakarsınız. Bunu tavsiye edenler olacaktır; birebir aynı soru geliyor, kasma, ben sınavdan önce 1 hafta izin aldım, hallettim. Bu yalandır arkadaşlar. Sonuçta iş arkadaşlarınız sizin başarınızı istemeyebilir, kapitalist sistemdeyiz, herkes terfi peşinde unutmayın. Millet arkadaşının başarısızlığından keyif alıyor birçok kurumda. Bir de izninizi CIA için falan harcamayın. İzin bir tek SMMM için harcanabilir.
Kitaptaki soru bire bir aynı gelir mi? Gelir mi değil, direkt geliyor. Ama maksimum 10 soru falan. Bu her sınavda olur, CMA’den tutun SPK’lara (SPL) kadar hepsinde geliyor. Şuna dikkat edin, adamlar ezbercilerin farkındalar bu yüzden seçeneklerde oynuyorlar, soruların yüklemini değiştiriyorlar. Unutmayın bu sınavlarda bazen seçeneklerin hepsi birden doğru oluyor, ama sizden doğrulardan hangisi daha önemli gibisinden şeyler istiyorlar.

Bazı üniversiteler, TİDE, TBB vs. kurslar açmış, gidelim mi? Cevap basit, parasını cepten ödemiyorsanız gidin. Ama kursa gidip çalışmayacaksanız gitmeyin. Ben size başarının sırrını yazdım zaten.

Sınav sırası; buna cevap eskiden kolaydı; git CFSA’i al part 4’den muaf ol sonra 1,2,3 şeklinde gir derdik. Şimdi tekrar 3 part oldu. Bence sıra halen 1,2,3.

TİDE sınavın Türkçeleşmesine ciddi emek verdi, o yüzden Türkçe girmeyin demiyorum ama İngilizceniz iyiyse İngilizce girin.

CIA’ı alınca ne olacak? Başınız göğe erecekJ Walla ben aldım, bi **k olmadı. İşallah sizin için farklı olur. Kişisel kanım denetçiyseniz ihtiyaç yok, banka müfettişiyseniz alın, firmalarda iç denetçiyseniz alın. Ama almaktaki beklentinizi doğru belirleyin. Firma terfiniz için şart koşuyorsa zaten almanız lazım. Ama CIA alayım, yurtdışına giderim, CIA alayım sektör değiştiririm (Banka’dan reel sektöre) peşindeyseniz ciddi hayal kırıklığına hazır olun. 

Ha bir de şöyle bir komedi var; Türkiye'de bu sınavı TİDE ayağınıza kadar getiriyor, senelerdir sınavın bilinirliliği için ciddi bir uğraş veriyor, ama gel gör ki yönetim kurulundaki başkan ve yardımcılarında CIA sertifikası yok (en azından bu yazının yazım tarihinde yok 03.10.2017, yanlış anlaşılmasın olması şart değil, bir göstergede değil ama komik mi komik:); alın size link;

https://www.tide.org.tr/page.aspx?nm=e_yonetim_kurulu

26 Eylül 2017 Salı

Bir umuttur CMA...

Nedir CMA? Bir umuttur CMA :))  Amerika anahtarı mı ? SMMM’ye alternatif mi? Avustralya veya Dubai’ye açılan kapı mı yoksa.. acaba terfi sebebi mi ? Nedir ya bu siyemey :) 

Bütçeci, raporlamacı, finansçı olarak -pazarcı gibi oldu ama neyse :))- bildiğin ve yıllardır bilfiil yaptığın işlerin güçlerin structured hale gelip 2 kitapta vücut bulması. Her sınavın 3 saat 100 çoktan seçmeli ve 1 saat 2 essay sorusu olmak üzere toplam 4 saat sürüp hem beynini hem cebini patlatması.. girip geçemediğin sınav ücretlerinin yanında kitap ve online eğitim setlerini de unutma…

500 puan üzerinden 360 almalısın yoksa çakarsın. Korkma esasen sen hepsini biliyorsun evladım, bunlar zaten her ay kapanışında yaptığın işler güçler diyeceğim ammaaaaa eğer işini sorguluyor ve anlıyorsan.. bu CMA biraz şeytan işidir :) basit görünen sorulara çeldirici yanıtlar yerleştirirler, bazen kendinden şüphe eder hatta vazgeçersin :) ama yok sen yılma.. sen değil miydin ÖSS / ÖYS (biri cevapları söylese- bu tekerleme ile yaşımızda belli oldu-) modunda takılan .. heh işte aynı ruh haline dön başarı çok yakında… Yalnız 100 çoktan seçmelinin ardından biz Türk beyninin alışkın olmadığı essay bölümü vardır. Başarıysa istediğin, öss moduna girer, 30’undan sonra çoluğu çocuğu boşverir, kendini odaya kitlersin.. IFRS, USGAAP farkı, sunk cost, cart cost, curt cost takılırsın..
Şanslıysanız çalıştığınız kurum sizi cmaturk sertifika programına gönderir ki (göndermezse cebinden 12-13 Bin TL çıkar) orada sanıyorum 28-45 yaş arası 2. öss moduna giren olgun ergenleri tanıma şansına nail olursunuz. 28-35 yaş arası pek cingöz, hırslı olur, 35-45 yaş arası daha kalenderdir. Sonunda herkes kendince bişeyler öğrenir çıkar.. Program 12 hafta sürer, şehir dışından bile gelip katılanlar olur.

Aldığımdan beri ekmeğini yiyemediğim sertifikanın ekmeğini tek yiyenin cmaturk organizasyonu olduğuna dair rivayetler vardır :)) heheh neyse şaka bir yana;  bu organizasyonda Sayın Dr. Kerim Kazgan hoca vardır. Kendisi duayen CFO’dur, sağlam Amerika deneyimi ve çeşitli sektör tecrübesi vardır. Fanatik Fenerbahçeli’dir. Ayrıca değerli iktisat hocası Prof. Dr. Gülten Kazgan’ın oğludur.
Bilgili, zeki ve akıllı bir adam kendisi, lakin biraz ukaladır (eh o kadar olsun) gizli espiri bombacısıdır, dersleri sürükleyici ve interaktif geçer. 

Bu seminere katılmazsan sertifikayı alamaz mısın? Hayır kesinlikle öyle bir şey yok, plan programını iyi yapar ve çalışırsan yaparsın. Dedim ya zaten yaptığın bildiğin işler.. Fakat ingilizcenin iyi olması lazım, baştan söyleyeyim yoksa soruları anlamada zorluk çekersin. Her ne kadar SMMM Edirne’ye CMA Amerika’ya kadar denmiş olsa da henüz bunu deneyimlemiş değiliz.. sonuçta bayram tatilinde kuyruk olup İpsala sınır kapısından Yunanistan’a geçmem sayılmaz değil mi :)

Gittiğim görüşmelerde çokça İK’cının "hmmm siyemey çok güzel … nedir yani tam olarak” tepkisi ile karşılaştım.. insanın çıldırası geliyor ama neyse gençler siz ceplerinizi sertifika ile doldurmaya bakın illa zamanı gelir.. umudu kaybetme, iyi olmaya devam et.

Onların ciya’ları varmış  (evet aynen bu şekilde türkçe okuyun CIA yerine) diye bir cümle duymuştum bir CEO’dan.. CIA’yı denetçilerin kullandığı bir program sanıyormuş :) vay bee adamların ciyaları varmışş… henüz siyemey diye bişey duyamadım bir CEO’dan:))

CMA part 1 ve part 2; her bir part için 100 soru çoktan seçmeli ve 2şer essay’den oluşur. Sınav süresi toplam 4 saat olup son derece sıkı kuralları vardır. Sınava istediğin zaman giremezsin yılda 3 window var, Eylül, Aralık ve Mayıs. Buna göre hazırlan ve hazır olmadan yani testlerde 80% başarı elde etmeden girme parana yazık dostum.. 

Burada Educated Guess kavramı çok önemlidir, bilmiyorsan bile güzel atmak önemli; bakın arkadaşlar size işin sırrını anlatıyorum. Tüm konularla zaman kaybetmeyin … CmaTurk kursuna gitsen de gitmesen de mutlaka Gleim kitaplarını bir 1 ay kapanıp çalışın. Sonrasında Gleim’ın setinden sorulara çalışın, %80 doğru yapmadan sınava girmeyin. Yanlışlarını çalış ve bunlardan öğren. terminoloji önemli bunları öğren. 

CMA sertifikasına sahip olana saygım var, yaptığı işi özümseyen, teori ile pratiği bağlayan, bildiğini ve anladığını geçerli bir sertifika ile ispatlayan kağıt üzerinde bir adım önde olabilir. Zira işe alımcılar veya yerli finans yöneticileri CMA’e ne kadar önem veriyor emin değilim. Bunu anlamanın en iyi yolu İK sitelerinin arama motorlarına ilgili sertifika adını yazmak ve aratmak bakalım kaç ilan çıkıyor.

Misakı Milli sınırlarında hala SMMM'nin geçerli olduğunu göreceksiniz, ama yabancı kariyer sitelerine baktığınızda genelde sırasıyla ACCA, CIMA ve CMA görebilirsiniz.

14 Eylül 2017 Perşembe

Hangi sertifikayı alayım?

Merhabalar efendim;

Biz öndeki yazımızda zebella gibi sertifika olduğundan bahsettik. CIACFSACRMACISACISMSMMMACCACMA... 3 harfliler 4 harfliler... Zart zurt sertifikası… Bu sertifikaları çalıştığınız yerler önünüze kendinizi yetiştirin kisvesi altında çıkartacaktır. Veya müdür olmak için SMMM olmalısın, müfettişlik için CIA şart diyecekler. Evet acı ama gerçek bu...

İlk sorununuz hangi sertifika ve neden olsa gerek? 

Size sertifika gerçeğini anlatayım, bildiğin para tuzağıdır sertifikasyon. 2-3 tanesi ancak işe yarar. Ehliyetiniz var, ama herkes araba kullabiliyor mu, paralel park yapabiliyor mu şeklinde olayı iyice basitleştirebilirim ama daha çarpıcısı var. Sertifikaları aldıktan sonra 2 sene sonra, sertifikayı size veren kurum (IIA, ISACA vs) sizden hali hazırda bu işle alakalı eğitim falan aldığınızı beyan edin ve bana XXX kadar USD ödeyin ki sertifikanız geçerli olsun der. Misal o derneğin bir kitabı size 10 puanlık CPE (Continuing Professional Education) kazandırır, tabii kitaba parayı bayıldıktan sonra okudun okumadın kimsenin umrunda değil. IIA'in yarısında çıktığın seminerine parayı basıp gittin ama kanepeleri yemekten öte birşey yapmadın; buyur 10 CPE'de buradan al. Sonra üstüne sertifika yıllık parası öde. Zaten sınavda anasının nikahı kadar pahalıdır. Çalıştığınız kurum genelde ilk girişinizi öder, ilkinden sonraki girişlerinizi cepten ödersiniz. Gitti paracıklar... Para kısmı tuzaklığı böyle. 

İşe yarar mı? Niye aldığınıza bağlı olarak cevabım bazı sertifikalar için kesinlikle EVET. Ama bir çoğu ise "total waste of time".  Öncelikle hangi sertifikasyonu ne için almak istiyorsunuz bunu kendinize dürüstçe sorun ve cevaplayın. Örneğin iş yerinin terfi için şart koşması, bir sertifika için oldukça geçerli bir sebep. Yeni bir iş bulmak için mi? Bu da OK. İş öğrenip kendimi geliştirmek için mi ---> bsg o zaman. Peki ama sertifika size iş bulur mu? Misal bir sonraki yazı konum CMA olacak. CMA almak isteyen hali hazırda SMMM'si olan bir bütçe raporlama müdürüsünüz diyelim. Yapacağınız iş çok basit, LinkedIN'i açıyorsunuz, Kariyer.net'i açıyorsunuz; anahtar kelimeye CMA yazıyorsunuz bakın bakalım kaç iş ilanı çıkıyor? Ben yaptım; 14.09.2017'deki durum aşagıdaki gibi;


Kariyer.Net
LinkedIN
SMMM
302
49
CIA
53
10
CMA
13
5
CRMA
11
2
CFSA
3
0

Şimdi bu tabloyu gören biri mal gibi ben CFSA alacağım diyorsa, artık ben ne diyeyim. Bunu diğer sertifikalara da uyarlayabilirsiniz, misal Dış Ticaret işlerine bakıyorsunuz bir firmada veya bankada, size git CDCS al dediler (her işin sertifikası var, IK için bile var ya), açıp bakın bakalım piyasada kaç kişi arıyor bu sertifikaya sahip bir kişiyi (CDCS'ciler üzgünüm cevap 0)

Türkiye’de en geçerli sertifika SMMM’dir. Neden mi, ayrıca işleyeceğim ama söyleyeyim, yasal olarak defter tutup, kendi işinizi yapabilirsiniz. CMA ile bunu yapamazsınız… Ama CMA olayında da Türkiye’de çok çılgın ortam var, bu durum yeni yazımın konusu olacak. CIA ise bir şekilde süper pazarlanması yapılmış bir sertifika, başlı başına case study konusu. Ki ben de öyle yapıp CIA içinde bir yazı yazacağım. Görüldüğü üzere CIA da iyi.

Sertifika yurtdışına kapı açar mı? Hangi ülkeye gitmek istiyorsanız o ülkenin ş arama motoruna girip yukarıdaki gibi arattırın. Ama sertifika size tek başına kapı mapı açmaz. Sadece oradakilerle durumu eşitlersiniz. ACCA misal iyidir bu konusa.

Neyse, bir sürü (cidden bir elin parmaklarından fazla) sertifika sahibi biri olarak CIA, SMMM ve CMA’i ayrıca yazacağım. Nasıl çalışmak lazım, gerekli mi değil mi diye. Darma dağınık bir yazı oldu ama diyeceğim şudur; sınavın geçerliliği iş arama motorları ile sağlamasını yaparak anlarsınız. Kimse o sertifikalı birsini aramıyorsa demek ki o sertifika gereksiz, kasmayın. Denetçi iseniz SMMM, müfettişseniz CIA, hali hazırda SMMM'si olan bir muhasebeciyseniz ve yurtdışına gitmek istiyorsanız (UK, Dubai, Commonwealth, GCC ülkeleri için) ACCA, IT denetçisiyseniz CISA sınavlarına kasmanız gerekir. Diğerlerini *iktir edin derim ben; şayet ne kadar asosyal olurum gibisinden bir deney yapmıyorsanız, sevgili yapmak veya mutlu bir şekilde evliyseniz onu devam ettirmek istiyorsanız tabii...

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, bye

8 Eylül 2017 Cuma

Denetçi’nin sertifika ile sınavı… CIA, SMMM ve daha niceleri...

Auditor’lar ve Müfettişler hakkındaki yazılara bu ay boyunca devam edeceğim, zira anlat anlat bitmeyecek dertleri var bu arkadaşların…

En önemlilerinden biri denetçilerin sertifikasyon çilesi… Şimdi efendim, müfettiş olmak genel olarak zordur. Tekne sahibi olmaya benzer, Teftiş Kurullarına bir girmesi zordur bir de sabite geçmesi (yani kaçması). Benzer durum Big 4 içinde geçerlidir, eskiye göre daha çok adam alınsa da buradan sektörde güzel bir şirkete, güzel bir role, güzel bir paraya geçmek zordur.

Şimdi bu kurumların okul olduğunu ve kendinize yatırım yapmanız gerektiğini söyleyecek, hikmetleri kendilerinden meçhul bir sürü üst pozisyonda kişi olacaktır. Kendinize yatırım yapmak lafını duyduğunuzda irkilmeniz lazım, zira bu size bir gelişme alanı olarak geri dönecek bir konudur. Yukarıdakiler (yani sizi değerlendirme konumunda olanlar, bonusunuza, zammınıza karar verenler), size daha az prim, daha az zam verip, sizi dizginlemek yani terfi isteğiniz falan varsa bunu ötelemek için karşınıza birşeyler çıkartmak zorundadırlar. Denetim sektörü sağolsun bu konuda yukaridakilerin yanında olup, işin aslan parçasını yapan hammaliyeyi yapan, it gibi çalışanın yanında değildir.

Sektör gavur menşeili bir sürü sınav türetmiştir. Denetim olayının ağa babası olan The Institute of Internal Auditing’in (IIA) sertifikaları; Certified Internal Auditor (CIA), Certified Financial Services Auditor (CFSA), Certified Government Auditing Professional (CGAP), Certification in Control Self Assessment (CCSA) ve son olarakta yeni uydurulan Certification in Risk Management Assurance’tır (CRMA).

Öte yandan, benim zamanımda “grandfathering” diye tabir edilen sınav mınav yapmadan puanlama sistemi ile verilen, sonrada internetten sınav gibi müthiş bir yöntemle dağıtılan Association of Certified Fraud Examiners’ın (ACFE), uyduruklukta ve geçersizlikte CRMA ile kafa kafaya yarışabilecek olan Certified Fraud Examiner (CFE) sertifikası vardır. Parasını şirketiniz ödese bile tam bir zaman kaybıdır. Prestiji falan yoktur (kime göre? bana göre)

IT yani Bilgi Teknolojileri benim neyim eksik demiş ve elbette bir dernek çatısı altında kendi sınav ve sertifikalarını hayata geçirmişlerdir. Information Systems Audit and Control Association’ın yani piyasadaki bilinen ismiyle ISACA’nın  CISA, CISM, CGEIT, CRISC gibi bir birinden fantastik sertifikaları vardır. IT ile alakam PS4 ve iphone düzeyinde olduğundan bilemiyorum, bilmek istemiyorum...

Yetti mi? Yetmez, bize müstehak; daha CMA var. The Institue of Management Accountants rahat durmamış Certified Management Accountant (CMA) diye sınavı hayli zor bir sertifika üretmiştir. Nice to have diyebiliriz...



Bir de kırmızı urbalıların SMMM’si var yani ACCA; Association of Chartered Certified Accountants. Bak bu güzel ve geçerlidir, bunu bir park edin (nasıl ifrit bir laf, ama son 5 senedir plazalarda çok tuttu, let’s park this thought for a moment, we’ll talk this offline) ayrıca işleyeceğiz bu sertifikayı.

Yerelde ise SMMM (M sayısından cidden emin değilim) var ki aslında bir Türk’ün öncelikle dikkate alması gereken bu lisanstır, ayrı bir yazı konusu olarak değineceğiz ama mutlak öncelik SMMM olmalıdır. SPL lisansları var bi de; hani 2000li yılların başından beri senede 3-4 kez sınavı yapılan, SPL sertifikasyonunuz olmazsa mesleği yapamacayacaksınız denilen ama zırt pırt süresi uzatılmış olan sonra da bakıp kimse geçemeyinde geçme notu ve ortalama zorunluluğu düşürülen J yani var babam var.



Mesleğe yeni başlayan denetçi, müfettiş, iç kontrolcü, risk uzmanı, muhasebeci rahatsızdır ve de kararsızdır. Hangisini almalıyız, hangisi daha kolay, ne yapsak ne etsek diye...

Maalesef ben sertifika tuzağına düşmüş ve de yığınla sertifikası olan sapşallardanım;, hatta bayrak sallayanı, önde gideniydim, sonra duruldum.. Amacımız deneyimleri paylaşmak, birkaç yazı boyunca hangi sertifika ne işe yarar, almak için nasıl çalışmak lazım, hepsini yazacağım.

Oya Başar’ın dediği gibi Beni bekleyin anacım!

5 Eylül 2017 Salı

Audit mi? Kaç kurtul dostum...

Big 4'dan neden mi kaçtılar ve kaçıyorlar? Anlatayım efendim;

Big 4, piyasadan iş almak için firmalara teklifte bulunur. Fiyat kırmalar başlar, birbirinden gram farkı olmayan bu Big4 firmalarından düşük fiyatı veren denetim işini alır. Düşük fiyattan bir sürü işi olan firma bu işleri yetiştirmek için elemanlarına kırbaç vurmaya başlar. Firmalara genelde bir 4-5 yıllık kıdemli denetçi yanlarında biri kıdemli, biri yeni başlayan 2 çömezle gider. Bunların işini kontrol eden aynı anda birkaç denetimden sorumlu olan 5-6 yıllık bir de denetim müdürü vardır. Bunlar iş bitsin diye gece yarılarına kadar çalışırlar. Haftasonu çalışırlar. Hep çalışırlar. 1 yılllık adam dışarıya E&Y’da denetçiyim der ama (bu arada E&Y’ı gevşek şekilde i vayyy diye okumak sünnettir) garibimin yaptığı fotokopi çekmek, yılbaşından herkes partideyken Gratis’in deposunda tırnak makası sayıp envanter kontrolü yapmak, excel’de vlookup yazmaktır. Hal böyle olunca 1-2 yıllık elemanlar kaçmaya başlarlar. Akıllarında yabancı bir firmanın marketing’i vardır, çünkü onlar için marketingciler oturdukları yerden para kazanan insanlardır. Üniversitedeki sıra arkadaşı ondan daha fazla paraya hem de ABM (Asistant Brand Manager) olarak işe başlamıştır. Neyse, tabii marketing işi falan hikaye. Bir firmanın bütçe raporlamasına geçer bu arkadaşlar. Bir kısmı Banka ağına düşerler. Bunlarda üçe ayrılır; Bankanın müfettişliğine giden yolunu iyice kaybetmiş batağa saplanmış garipler (bildiğin denize düşen yılana sarılır hesabı), Bankaların finans’ına geçenler (bunlar biraz şanlılardır, Bankaların finans ekipleri de kendileri gibilerden oluştuğundan kolay yükselirler ama Banka sonuçta, yükselsen ne olur amkJ), bir de şanlılar yani Bankaların Kurumsal Pazarlamasına RM (müşteri temsilcisi; şanslı derken sadece Kurumsala geçip top tier kurumsal bakanlara diyorum ) olarak geçenler. Bu kaçışlardan etkilenmemek için, 2004-5’den sonra her sene 10-15 kişi alan firmalar aninde 90-100 kişi almaya başladı ki bunların bile yarısı kaçıyor. Tabii 15 kişiyi eğitime ispanyaya götürmek kolayken 90 kişiyi ancak kışın antalyaya götürürsün…

Neyse çok dağıttım, biraz toparlayayım; Big 4’da auditor / denetçi olmak; sıkıcıdır, firmanın sana denetçi demesi gerçekte muhasebeci olduğun gerçeğini değiştirmez (ha bu kötü değildir, YMMM olduğunda bu arkadaşlar darphane gibi para basarlar), ilk 5 sene kabustur, az para kazanırsın (o yüzden genelde hali vakti yerinde, kirasını ailesinin ödediği, ailesinin araba aldığı kişiler bu meslekte uzun yıllar kalıyorlar).

Peki iyi yanı yok mu denetçi olmanın? Vardır hem de tonla. Bir kere piyasadaki finansla ilgili iş ilanlarının çoğunda “Big 4 kökenli” ibaresi vardır. Bir sonraki işiniz için süper bir referanstır. Her sene terfi alırsınız, egonuza iyi gelir. 5 yılda bilemedin 6 yılda müdür olabileceğiniz bir iş piyasada yoktur. Misal büyük ve köklü bir grubun bütçe raporlamasında işe başladınız, 5 yıl sonra ben müdür olmak istiyorum dediğinizde siktir lan manyak cevabını alırsınız. Ama bir bakmışsınız sizin 5 yıldır dirsek çürüttüğünüz yere Big 4’dan sizden 1 yıl fazla deneyimli adam bütçe raporlama müdürü olarak gelmiş. Acı ama gerçek gençler, Big 4 güzel etikettir. Çok firma, çok sektör görürsünüz, çalışkansanız bu sizin baya bir bilgi birikiminizi arttırır. Müdür oldunuz, terfiler bitmedi, 2-3 seneye Senior Manager, sonra da Director olursunuz. Senior ve Director’ken piyasaya CFO, Grup Müdürü, Direktör olarak geçip yılların acısını çıkartan çok kişi vardır. Finans sektöründe üst noktalarda genelde bu kişiler CFO olurlar. Ha rotatifle, spot kredinin farkını 100 defa anlatsan anlamazlar, akreditif dersin bomba zannederler ama ne yaparsın böyle bir sevda vardır piyasada bu adamalara… Bu denetçi kılığındaki muhabebecilerin nakit yönetimi bilmediği için sıçıp batırdığı bir sürü firma vardır ama o durumu da başka bir yazıda yazarız.

15. Yıl gibi halen Big 4’daysanız ve kanser olmamış, intihar etmemişseniz Junior Partner olabilirsiniz. Gelsin paracıklar. Bir de Big4’da çalışırken SMMM olmanız bekleniyor, SMMM oldunuz, hele bir de sonra YMMM olursanız, büyük paralar sizi bekliyor. Tabii hayattan beklentiniz para ve unvansa süper. Bu yolda arkadaşlarla geçirilen zaman azdır, sinema azdır, sevgiliye ve aileye zaman azdır. İlk seneler hüngür hüngür ağlamak çoktur. Laptop’a bağlı, el, bel ve sırt ağrıları kaçınılmazdır. Sex azdır diyemiyorum, zira bu kurumlarda çalışan bazı arkadaşlar çok eğlenceli tren aktiviteleri anlatıyor, görmedim ama dinlediklerim doğrultusunda urban legend değilse güzel ortam var eğitimlerde ve uzun dönem konaklamalı şehirdışı denetim faaliyetlerinde.


Evet, kimse alınmasın gücenmesin yazdıklarımdan, bunlar kişisel görüşler, sadece beni bağlar, bende artıları ve eksileri ile auditorlık böyle bir şey. Sabrın solu selamet veya kaç kurtul dostum arasında bir seçim…

Arrivederci...

4 Eylül 2017 Pazartesi

Audit diye yazılır Odit diye okunur

Marka üniversitelerde okuyanların kafalarında genelde mezun olunca Procter & Gamble (P&G), Unilever, Henkel, Phillip Morris, BAT, Coca Cola çalışmak vardır. Sene sonlarına doğru bu üniversitelerde kariyer günleri olur, adını saydığım firmalarda mümkünse yine bu üniversitelerden mezun, uzun topuklu zayıflıktan kıkramış, french tırnaklı, LV çantalı, full makyaj kokoş bir HRcı (IKcı) abla gelir. Çalıştığı kurumu -nefret bile etse- şişirdikçe şişirir, biraz daha uğraşsa kendi bile kanacaktır söylediği yalanlara. Artık yurtdışında çalışma fırsatlarından mı bahseder, esnek çalışma saatlerinden mi, gençlere yapılan yatırım ve genç yaşta verilen sorumluluktan mı dem vurur… Havalı gavur isimleri duyan gençler niyeti bozar; o da bordro mahkumu olacaktır…

Lakin kazın bacağı böyle değildir, bu saydığım firmalar 2-3 kişi, bazense 1 kişi alırlar. Tabii 1000 kişi, ki bu kişiler üniversite sınavında dereceli kesimdir, birbirlerini yerler… Şanslı, becerikli, azimli bir ufak grup istediğini düşündüğü marketing / sales pozisyonlarına geçerler.

Geriye kalanlar isteselerde, istemeselerde Big 4 adı verilen PricewaterhouseCoopers (PWC), Deloitte, Ernst &Young (EY) ve KPMG firmalarının kucağına doğru sevimsiz, olurda bu kurumlara girerlerse iyice sevimsizleşen bir yola girerler. Bu firmalar kendilerine denetim firmaları derler ama külliyen yalandır, bildiğin muhasebe firmalarıdır. Sıkıcıdırlar, kuş kadar para verirler, sizi zorla SMMM (artık kaç M varsa) sınavına sokarlar, modern kölelere dönüştürürler. Bana inanmıyorsanız; Ewan McGregor abimizin 2008 yapımı “Deception” filmini bu yola girmeyi planlayan, girmiş ama daha ne olduğunu anlamamış 1-2 yıllık asistanlar için tavsiye ederim. Burada çalışan bazı şapsal (alınma yahu sana demiyorum) arkadaşlar, çalışırken MBA yapıp mezun olduklarında giremedikleri firmaların marketing’ine geçebileceklerini zannederler. Lakin burası USA değildir, başladığı yoldan sertifika ile, kursla, MBA ile (hele ki Türkiye’deki diplomayı muhasebeden borcu yoktur kağıdı ile aldıklarınızdan) kurtulmak birkaç kişiye nasip olmuştur, o kişilerde urban legend şeklinde bu firmalarda anlatılır. Tıpkı Bankada çalışıp bir gün kafası bozup, istifa edip Fethiyede balıkçı açan üst düzey yönetici hikayesi gibi, herkes bu hikayeyi anlatır ama bu adamları tanıyan yoktur…

Neyse Big4’a girmek kolaydır. 90’lı yılların sonunda ve 2000’li yılların başında zordu girmek aslında. Az adam alırlardı, kimisi sınav bile yapardı. Alım kontenjanlarının yarısında torpil vardı. Şöyle ki, büyük müşterilerinin kilit pozisyonlarda olanlarının çocukları burada işe girerdi, isterlerse mülakatta altlarına kaçırsınlar, pırt yapsınlar, büstiyerle gitsinler, ayol mayol desinler… Fark etmez. Bu durum halen devam etmektedir; bunlar prens ve prenseslerdir. Bahsettiğim bu senelerde Big 4’da (hoş o zaman Big 5’dı) bu firmalarda çalışmak daha prestijliydi, işe aldığı gibi ilk eğitim için bir aylığına İspanya’ya mı yollayan firma istersin, yoksa Beymen’den takım alsınlar diye yüklüce hediye çekimi veren istersin, her sene terfi ettikçe yine yurtdışında eğitim mi istersin, hepsi bu firmalarda vardı. Hatırı sayılır sene sonu bonusu da verirlerdi. Sonra Enron oldu, Big 5 aniden 4 oldu, 2001 krizi oldu derken bir baktık öyle burunlarından kıl aldırmayan firmalar hayatlarına “Cost Cutting” kavramını soktular. Tabii yurtdışı eğitimleri bitince, bonuslar cücük kadar olunca, hatta bazı yıllar olmayınca, çekler gidince, bu firmalara yeni mezun rağbeti artmadı ama başlayanların hepsi iş buldukça kaçmaya başladı.

Devam edecek, arrivederci...