Biraz değil baya bir geçen yazımın tekrarı olacak ama ağır anlayanlar için yine yazmak istedim;
Zannediyorsunuz ki ülkemizde tier 1 diyebileceğimiz yerden mezun olmanız, üstüne MBA patlaşmış olmanız, bir de milletin dilinin bile dönmediği şahane uluslararası bir firmada çalışıyor olmanız, LinkedIn'de iyice cilaladığınız CV'niz ile Londra, Dubai, Singapur, Hong Kong, New York, Amsterdam'daki firmaların kapınızda yatmasını sağlayacak... LinkedIn'den yaptığınız başvurular hemen görüşmeye dönecek...
Maalesef telefonunuz tek tük çalacak.
Biraz somutlaştıralım. Boğaziçi / ODTÜ mezunusunuz, üzerine Bilgi'de Denerim masterı yaptınız, Big4'da 5. seneniz, managersınız. Bu sene SMMM de oldunuz. Londra'da uluslararası bir firmanın "budget& reporting manager"lığına başvurdunuz. Veya Big 4'daki diğer firmaların aynı pozisynuna başvurdunuz.
ITÜ Endüstri Mühendisliği mezunusunuz, Boğaziçi'nde MBA yaptınız. Yabancı bir Banka'nın Corporate Banking ekibinde Relationship Manager'sınız. Tier 1 kurumsal müşterilere bakıyorsunuz. Dubai'de benzer kalibredeki Bankalara aynı pozisyona başvurdunuz.
Üzgünüm 100 başvurunuzdan hiçbirine cevap dahi alamayabilirsiniz. Zira sizden çok var, daha düşük paraya çalışacak ise daha bile çok var.
İngiltere çok zor, zira vatandaşı olmayanları almak için iş kanunları gereği oldukça sancılı bir süreçleri var. Brexit ile EU vatandaşları için bile işler zorlaşacak.
Yapmanız gereken iyi üniversiteler, sertifikalar, MBAlerin yanına birşey koymak değil. Uluslararası bir firmada çalışmak, bu firma aracalığı ile yurtdışına gitmek. Bir Türk için en kolay yol açık ara budur.
Şöyle düşünün Türkiye'de güzel CV'nizle yola çıktığınızda kaç dönüş alıyorsunuz. İş hayatına yeni atılan bir kişi değilseniz, Türkiye'deki oyunu çözmüş olmalısınız. 5. seneden sonra üniversitenin önemi her geçen sene azalır, yerini çalıştığınız firmaların adı sanı, büyüklüğü,ölçeği ile bu firmadaki rolünüz alır. Türkiye'de maalesef master tamamen bir komedidir, ama bunu başka bir yazıya saklıyorum. Sonra başvurmak istediğiniz firmada kimi tanıyorsunuz, elden CV nasıl gönderebilirimler başlar...
Yurtdışının bir farkı yok. Bu sebeple en kolay yol, firma içi ilanlardır. Tabii firma içi ilana başvurmak yetmez, bağlı olduğunuz yöneticinin desteği şart, destekten kastım köstek olmasın. Yoksa Türkiye'deki adamın (GM, GMY değilse) size yurtdışı pozisyonu almanız için katkısı azdır. Esas önemli nokta, firmanızda çalışan expat'larla aranızı iyi tutun, hem insani ilişkileriniz iyi olsun, hem de işiniz iyi olsun ve bu expatlar sizin işinizin iyi olduğunu bilsin. Sizin yurtdışında çalışma isteğinizi bilsin. Malum expat bugün burada yarın başka yerde. İşte başka yere geçince size "Mexico'ya gelir misin?" diye bir mail atabilir. Veya siz adamın gittiği bir ülkede ilan çıınca adamdan sizi hiring manager'a refere etmesini iseyebilirsiniz. En kötüsü referans olur.
Bunu yapmak için gerekirse firma içinde ekip değiştirmeyi de göze alın. Expat yöneticilerin olduğu ekiplere geçin. Yöneticinizle açık olun, ben size 2 yıl 3 yıl commitment veririm ama benim isteğim bu sürenin sonunda yurtdışına gitmek, sizden ne gibi destek alabilirimi konuşun. Çok net olun, yöneticinizin kıvırmasına izin vermeyin, geniş geniş, tabii bizde destekleriz, bak hazineden Ali Almanya ofisine geçti derlerse, aa ne güzelmiş demeyin. Ali, Almanya'ya nasıl geçti, sürec bir anlatır mısınız diye sorun. Sonra Ali ile maillaşın, işin gerçeğini öğrenin. Pes etmeyin, işin peşini bırakmayın.
Firmanızdan yurtdışına gitmiş Türkleri bulun, gidenlerle bir şekilde iletişime geçin size şirketinizin yurtdışı süreçleri hakkında bilgi versinler. Şunu bilin iç ilanla da olsa, hiçbir iş ilana tıklamakla alınmaz. Çaba sarf etmelsiniz. İlana herkes tıklıyor.
LinkedIN'e girin, yurtdışındaki Türkleri bulun, CV'lerini inceleyin. Çoğunuun özelliği çalıştıkları firmalar ile yurtdışına gitmeleridir. Giderler, gittikleri ülkeye alışırlar 2-3 sene sonra iş değiştirirler.
Yeni mezunnsanız ve yurtdışında çalışmak istiyorsanız, baba parası, burs murs ile yurtdışında master yapıp iş arama imkanı yoksa (ki bunu işlemiştik, zor bir yol), en mantıklı yol (ki çok zordur) uluslararası bir firmaya girip, iyi çalışıp, kendinizi geliştirip, iyi network kurup, hedefinizi çizip doğru zamanı ve ilanı kollamaktır.
Bu yöntemin en zor kısmı, iyi bir çalışansanız, üstleriniz sizi bırakmak istemeyeceklerdir, commitment üstüne commitment isteyebilirler. 2 senede bir sizi terfi ettirip, ulen böyle giderse GM olurum moduna girebilirsiniz, saçma sapan borçlanmalara gidip vazgeçebilirsiniz, sizin iyi işiniz ile kendi işi parlayan bir üstünüz özellikle sizin yerinize koyacak biri yoksa önünüzü kesebilir...
Bu tarz olayları fark ettiğiniz anda yöneticinizle konuşun, benim yurt dışı olayını bir somutlaştıralım diyin, kariyer planlaması toplantısı isteyin. Türk firmada kariyer planlaması falan deseniz siktir git derler veya ben 40 yaşımda müdür oldum falan duyabilirsiniz ama yabancı firmalar alışıktır. Seve seve bu toplantı yapılır. Üst yöneticinizle konuştunuz, baktınız somut birşey yok, laga luga yapıyor, toplantıda ben bir de XXX beyle (yöneticinizin yöneticisi) görüşmek ve onun fikirlerini de almak istiyorum diyin. Bu durumda olacak olay yöneticiniz, kendi üstünü kendise zarar gelmeyecek şekilde bilgilendirecektir. Burası artık sizin firmayı ve karşınızdaki kişileri ne kadar bildiğinize göre değişecektir. Akıllı ve gerçekçi olun. Baktınız yöneticiler, sallamıyor sizi, o zaman siz o işi sallayın. 3'e 5'e bakmadan sektör değiştirmeden, terfien geçmeye çalışmadan, izin günlerim yanacaktı, bonusu da bekleyeyim demeden, kıdemimi yakmamayım demeden. Hemen kaçın oradan, hatta ben iş bakıyorum diye de söyleyin. Tabii adabıyla, bu işi çok feci tehditkar tavırlarla, küçük dağları ben yarattı havalarıyla yapan 2-3 yıllık yeni yetmeler var aman diyeyim öyle değil. Kimsenin istifasıyla firmalar batmaz. Burada ben gitmek istiyorumu ciddiyetiniz anlaşılsın ve cidden gidin diye söylüyorsunuz. Son çare olarak.
Neyse hedefinize kitlenin, cidden çalıştığınız firma ile gitmek nispeten en kolayıdır.
Görüşmek üzere...
Kariyer dehlizine düşmüş, çıkmak isteyen ama çıkmak için hiçbir şey yapmayan, çıkanların hikayelerini ağızlarının suları akarak dinleyen, sahil kasabasına gideceklerin, coffee shop açacakların, yurtdışına "kaçacakların", Green Card'cıların ve Kanada'ya göçenlerin yuvası...
19 Ocak 2018 Cuma
18 Ocak 2018 Perşembe
Yurtdışına "kapak" nasıl atılır? (4) - Olmuyor, olmuyor, olmuyor aq!!!
Epeydir yazamadım, ama bomba gibi geri geldim. Yurtdışı yazılarına devam;
Öncelikle kendinize dürüst olun, yurtdışı gerçekten istiyor musunuz? Çok meşakatli bir yol bu, "comfort zone"dan çıkmaya hazır mısınız? İngilizceniz yeterince iyi mi? Gidince dilim açılırla olmuyor... Evliyseniz eşiniz gerçekten istiyor mu? Hangi ülkeyi istiyorsunuz? O ülkeye hiç gittiniz mi? Örneğin Dubai'ye turist olarak gitmekle yaşamak çok farklı. O ülkenin "cost of living" ini hesaplanız mı? Çocuğunuz Türkiye'deki kıçı kıytırık anaokuluna bile bıraktığınızda ağlayan ve sosyal olmayan bir çocuk mu? Ne maaş almanız lazım vs. ne alabilirsiniz baktınız mı...
Bunlara baktınız halen gitmek istiyorsanız başlayalım...
CIA'lar, CISA'lar havalarda uçuşuyor, İstanbul İngilizce işletme üstü Bilgi'de MBAsin. Big 4da işe başlamışsın, 5inde senende ISO 100 içindeki firmada bütçe raporlama müdürüsün... Yurtdışı istiyorsun.. LinkedIn'den 1000 başvurun var ama ne arayan var ne soran. Nerde yanlış yapıyorsun??? Hiçbir yerde yanlışın yok aslında, yolun doğru ama bilgin eksik.
Hocam yukarıdaki gibi bir adamsan, sana kötü haberim var, senden çok var... Zebellah gibi denetçi, finansçı, bütçeci, finansal kontrollör kaynıyor yurtdışı. Kanada diye express başvuruda bu işlere puan vermiyor, hatta yer vermiyor sanıyorsun. Dubai, kaynıyor bizden. Bahrain, bankacı kaynıyor... Amerika seni ne yapsın; CPAli adam dolu.
Şimdi bilmeniz gereken şudur; Türkiye'deki top tier üniversiteniz Bahrain'deki Head Hunter'a hiçbirşey ifade etmiyor. Maalesef MBA'iniz de aynı şekilde...
Bu sebeple daha önce yazdığımız LinkedIn'den başvurdum niye aramıyorlar sorunuzun cevabı budur.
Yanlış anlaşılmasın, uluslararası sertifikanız mutlaka olsun, MBA falan iyidir para eder, Big 4 candır ve her zaman her yerde artısı vardır (içi sizi yaksa da:). Ama bunlar sizi Hollanda'daki iş için Hollanda'da yaşayan bir Polonya'lıdan ön plana çıkartmaz.
Bilmeniz gerekenler UK ve GCC'de çok iyi eğitim almış bu özelliklere sahip Hintli, Pakistanlı, Mısırlı ve Lübnanlılarla yarışıyorsunuz. Avrupa'da ise bu yarışa Polonyalılar dahil oluyor. Siz yurtdışında parannın ...mına koymayı planlarken, Hintli, Pakistanlı ve Polonyalılar cidden düşük rakamlara çalışmaya razılar. Bu ülkeden önceden yurtdışına giden insanlarda vatandaşını koruma, kollama ve lobi olayı üst düzey. Hatta bir iş yerinde belli bir ülkeden insanlar fazlalaşınca "Indian Mob", "Polish Mob" gibi laflar hemen dolaşmaya başlıyor. Biz burada çok zayıfız, yurtdışına kapağı atan Türklerin bir kısmı askerdeki bir zihniyete bürünüyor ve "ben çektim onlarda çeksin" diyip kimseye yardımcı olmuyor. Veya daha elitist bir yaklaşımla yurtdışında Türklerle tamamen ilişkisini kesiyor...
Öncelikle CV'nizi hazırlayın. Çalışmak istediğiniz ülkedeki CV hazırlama firmaları olur, onlardan birini bulun, kendi hazırladığınız CV'yi gönderin, parasını verin, adamlar düzeltsinler, sizin için daha profesyonel hale getirsinler. Bu CV'yi LinkedIn,e yükleyin. Sonra o ülkedeki kariyer sitelerini bulun. Misal Asya tarafında Monster çok etkili. UAE'de Bayt (LinkedIn'in muadili), efinancialcareers ve Gulf Talents iyidir.. Bunları bulun CV'leri yükleyin. Her gün 1 saatinizi ilanları inceleme ve ayırın. Ve başvuru yapın. En iyi ihtimalle Skype'la falan görüşme kapabilirsiniz. Ama bu yöntemin tutma ihtimali cidden düşük. Zira gideceğiniz ülkede adam bitti de Türkiye'den mi adam alacaklar... 15 yılı aşan iş hayatımda bu yöntemle iş bulan bir elin parmaklarından az kişi tanıdım... Zor abi...
Çalışmak istediğiniz ülkedeki Türkleri bulun, iletişime geçin. Derdinizi yazın, belki düzgününe rastlarsınız :) Yapılacabilecek bir başka mantıklı şey, kendinizi bir ürün olarak düşünüp road show'a çıkın. 2 haftanızı çalışmak istediğiniz ülkede geçirin, o ülkeye gtmeden önce LinkedIn'den Head Hunterları bulun onlara cv'nizi gönderin, ben bu tarihlerde ülkedeyim, kendimi tanıtmak isterim vs. vs. diyin ve randevu almaya bakın. Böyle iş bulan iki arkadaşım var, bence bu da long shot ve şans...
Bir sonraki yazımda artık bu işin oluru nedir oraya değineceğim...
Öncelikle kendinize dürüst olun, yurtdışı gerçekten istiyor musunuz? Çok meşakatli bir yol bu, "comfort zone"dan çıkmaya hazır mısınız? İngilizceniz yeterince iyi mi? Gidince dilim açılırla olmuyor... Evliyseniz eşiniz gerçekten istiyor mu? Hangi ülkeyi istiyorsunuz? O ülkeye hiç gittiniz mi? Örneğin Dubai'ye turist olarak gitmekle yaşamak çok farklı. O ülkenin "cost of living" ini hesaplanız mı? Çocuğunuz Türkiye'deki kıçı kıytırık anaokuluna bile bıraktığınızda ağlayan ve sosyal olmayan bir çocuk mu? Ne maaş almanız lazım vs. ne alabilirsiniz baktınız mı...
Bunlara baktınız halen gitmek istiyorsanız başlayalım...
CIA'lar, CISA'lar havalarda uçuşuyor, İstanbul İngilizce işletme üstü Bilgi'de MBAsin. Big 4da işe başlamışsın, 5inde senende ISO 100 içindeki firmada bütçe raporlama müdürüsün... Yurtdışı istiyorsun.. LinkedIn'den 1000 başvurun var ama ne arayan var ne soran. Nerde yanlış yapıyorsun??? Hiçbir yerde yanlışın yok aslında, yolun doğru ama bilgin eksik.
Hocam yukarıdaki gibi bir adamsan, sana kötü haberim var, senden çok var... Zebellah gibi denetçi, finansçı, bütçeci, finansal kontrollör kaynıyor yurtdışı. Kanada diye express başvuruda bu işlere puan vermiyor, hatta yer vermiyor sanıyorsun. Dubai, kaynıyor bizden. Bahrain, bankacı kaynıyor... Amerika seni ne yapsın; CPAli adam dolu.
Şimdi bilmeniz gereken şudur; Türkiye'deki top tier üniversiteniz Bahrain'deki Head Hunter'a hiçbirşey ifade etmiyor. Maalesef MBA'iniz de aynı şekilde...
Bu sebeple daha önce yazdığımız LinkedIn'den başvurdum niye aramıyorlar sorunuzun cevabı budur.
Yanlış anlaşılmasın, uluslararası sertifikanız mutlaka olsun, MBA falan iyidir para eder, Big 4 candır ve her zaman her yerde artısı vardır (içi sizi yaksa da:). Ama bunlar sizi Hollanda'daki iş için Hollanda'da yaşayan bir Polonya'lıdan ön plana çıkartmaz.
Bilmeniz gerekenler UK ve GCC'de çok iyi eğitim almış bu özelliklere sahip Hintli, Pakistanlı, Mısırlı ve Lübnanlılarla yarışıyorsunuz. Avrupa'da ise bu yarışa Polonyalılar dahil oluyor. Siz yurtdışında parannın ...mına koymayı planlarken, Hintli, Pakistanlı ve Polonyalılar cidden düşük rakamlara çalışmaya razılar. Bu ülkeden önceden yurtdışına giden insanlarda vatandaşını koruma, kollama ve lobi olayı üst düzey. Hatta bir iş yerinde belli bir ülkeden insanlar fazlalaşınca "Indian Mob", "Polish Mob" gibi laflar hemen dolaşmaya başlıyor. Biz burada çok zayıfız, yurtdışına kapağı atan Türklerin bir kısmı askerdeki bir zihniyete bürünüyor ve "ben çektim onlarda çeksin" diyip kimseye yardımcı olmuyor. Veya daha elitist bir yaklaşımla yurtdışında Türklerle tamamen ilişkisini kesiyor...
Öncelikle CV'nizi hazırlayın. Çalışmak istediğiniz ülkedeki CV hazırlama firmaları olur, onlardan birini bulun, kendi hazırladığınız CV'yi gönderin, parasını verin, adamlar düzeltsinler, sizin için daha profesyonel hale getirsinler. Bu CV'yi LinkedIn,e yükleyin. Sonra o ülkedeki kariyer sitelerini bulun. Misal Asya tarafında Monster çok etkili. UAE'de Bayt (LinkedIn'in muadili), efinancialcareers ve Gulf Talents iyidir.. Bunları bulun CV'leri yükleyin. Her gün 1 saatinizi ilanları inceleme ve ayırın. Ve başvuru yapın. En iyi ihtimalle Skype'la falan görüşme kapabilirsiniz. Ama bu yöntemin tutma ihtimali cidden düşük. Zira gideceğiniz ülkede adam bitti de Türkiye'den mi adam alacaklar... 15 yılı aşan iş hayatımda bu yöntemle iş bulan bir elin parmaklarından az kişi tanıdım... Zor abi...
Çalışmak istediğiniz ülkedeki Türkleri bulun, iletişime geçin. Derdinizi yazın, belki düzgününe rastlarsınız :) Yapılacabilecek bir başka mantıklı şey, kendinizi bir ürün olarak düşünüp road show'a çıkın. 2 haftanızı çalışmak istediğiniz ülkede geçirin, o ülkeye gtmeden önce LinkedIn'den Head Hunterları bulun onlara cv'nizi gönderin, ben bu tarihlerde ülkedeyim, kendimi tanıtmak isterim vs. vs. diyin ve randevu almaya bakın. Böyle iş bulan iki arkadaşım var, bence bu da long shot ve şans...
Bir sonraki yazımda artık bu işin oluru nedir oraya değineceğim...
2 Aralık 2017 Cumartesi
Yurtdışına "kapak" nasıl atılır? (3) - Parası olana hayat güzel
Geçen yazıda yazdığımız yöntemlere başlayalım. Bu yazıda parası çooook olanlara yöntemleri yazacağım. Biraz yüzeysel olacak, zira ben ve ailem orta halliyiz (1-2 çıt üstü diyelim hadi), bu yöntemleri kendimiz bir fiil yaşamadık. Ama çevremde bu yöntemle gidip çalışan çok insan var.
Ülkede genç sayısının inanılmayacak derecede çok olması lakin iş garantisi yüksek okulların sayısının düşüklüğü birçok gencimizi ve ailelerini yurtdışında üniversitelere bakmaya yönlendiriyor. Fransa hariç EU'daki, US ve Kanada'daki okullar paralı ve rakamlar yüksek. Parayı bastırıp girmek bile bazen mümkün değil. IELTS, TOFEL, SAT aklıma gelen almanız gereken belli başlı sınavlar.
Fransa'daki okullar beleş, ama burada Frankafon okullardan olmalısınız. Onlarda özel. Neyse bir şekilde okulla gitme olayı parası olana hitap ediyor. Liseli gençliğin okuduğunu sanmıyorum burayı ama okuyan varsa imkanınız varsa gidin gençler. Öyle sevgilim İstanbulda olacak, büyük aşk yaşıyoruz falan saçmalamayın. Aşk güzel şey ama yurtdışına gitmeyerek ne kaçırdığınızı bilmiyorsunuz. Amerika'da kızlar soruyormuş diye de geyiğe bağlayalım... Özellikle Kanada ve Fransa'yı tavsiye ederim. Kanada okullarından mezun olursanız ilerde immigration için ek puanınız oluyor.
Okul bitince genelde 1 sene kadar vizeniz devam ediyor (ülkeye göre değişir) siz son senenizde deli gibi iş arayın. Unutmayın, sizi işe alan, size oturma ve çalışma izni için bir dolu masraf yapacak o yüzden sizi görüşmeye bile çağırmaya bilir. Bu sebeple çok yere başvurun. Mümkünse 2. ve 3. sınıfta aynı yerde staj yapın ve stajda güzel network yapın. Sonrasında staj yaptığınız yerin kapısında yatın. Öte yandan kapitalist düzen, firma size sponsor olduğundan daha az para verecektir. 3e 5e takılmayın, maksat yurtdışı ise başta bu şartarı kabul edin. Sonra sağa sola zıplarsınız.
Yaş kaç olursa olsun lisans eğitim fırsatı kolay kolay kaçmaz. Bu arada evliyseniz, şöyle fırsatlar var; benim bir arkadaşım , senelerce yurtdışını kastı, olmadı. Sonunda arkadaşımın eşi işi bıraktı, sıfırdan Kanada'da bir okula başvurdu, kabul geldi. Bu şekilde Kanada'ya gittiler, arkadaşıma da oturma izni eşi okuduğu için çıktı. Oturma izni çıkınca, arkadaşım şu an bir hastane grubunda denetçi olarak iş buldu ve çalışıyor. Her ikisi de 30 yaş üstü.
Lisans olmadı mı? Yüksek Lisans için yurtdışını değerlendirebilirsiniz. Burada okul başlar başlamaz, staj, part time vb. iş bakın. Yurt dışı Türkiye gibi değil, bu fırsatlar var. Yapamazsanız, son senenizde saldırın her yere işe girmek için. Yazmak gibi değil tabii, zor bir yoldur. Osuruktan bir yerde yüksek yapmıyorsanız iş bulma şansınız var.
Gerçekçi olmak gerekirse, Lisansta yurtdışına gitmek zengin işidir. Yüksek için burs bulma, çalışırken birikim yapıp gitme yine paraya bakmakla birlikte ailenize bağlı olmadığınızdan biraz daha olasıdır. Ama yurtdışında yüksek yapmak için para biriktirinceye kadar aile kurmuş, borca girmiş, işte yükselmiş oluyor insanlar ve bu hayal uçup gidiyor. Odak çok önemli. Neyse iki yöntemde parası olana hayat güzel örneğidir. Orta gelirliler için bursla veya çok zorla olacak işlerdir yurtdışıdan okumak.
Peki bunu geçelim.
Kendisi şanslı, ataları şanssız ufak bir azınlıksanız yani diğer yazımızda belirttiğimiz Balkan göçmeni veya sefarad Yahudi'siyseniz buna Kıbrıs vatandaşlarını da ekleyelim hadi, ilgili ülkeye başvurup pasaport alabilrsiniz. Bulgaristan nispeten Yunanistan'a göre daha kolay veriyor. Yahudiysenizde Portekiz, İspanya'ya göre daha kolay geriyor. Kıbrıs'ta olay kolay Kıbrıs doğumluysanız, ailenizde Kıbrıslıysa (sonradan Türkiye'den gidip yerleşen değil yani). Rum kesimine zaten rahat rahat geçebiliyorsunuz, oradan da pasaportunuzu alabilirsiniz. İngiliz pasaportu olanlarda var ama o konuyu hiç bilmiyorum. Bu konuda da bilgim sınırlı, malum hassas bir konu, çok sorduğum bir olay değil, ama çevremde Bulgaristan'dan EU pasaportunu alan 2 kişi, Kıbrıs'tan UK pasaport alan bir, Rum kesimi (EU) pasaportu alan bir kişi var. Portekiz'den sefarad Yahudi'si olupta pasaport alanda var (bunun Türkiye'de de izlenmesi gereken bir prosedürü var buarada).
Hadi bu da olmadı dyelim. Ama paranız var.
Çok paranız varsa iş çok kolay, yığınla ülke var gidip iş kurmanız durumunda oturma izni alabileceğiniz. İngiltere ve Hollanda yazıp google yanına bir de ankara antlaşması yapıp başlayın okumaya. Uyduruk bir cafe açmayla bile olaya girebilirsiniz. Avrupa'da Yunanistan, Malta, Portekiz, İspanya, İtalya buralardan ev alabilirsiniz. Bu iş için min. EUR 250bin olmalı bazılarında EUR 500bin olarak tarife başlıyor. Bir danışmanlık birması ile çalışmanızda fayda var, iş ve ev alma yoluna girecekseniz. İstemediğiniz kadar çok yerli ve yabancı firma var. Niye danışmanla çalışın diyorum, zira püf noktalarını ne kadar okursanız okuyun bilemeyebilirsiniz. Örneğin Dubai'de de AED 1.5m üzeri ev alırsanız oturma izniniz oluyor. Ama Dubai'de emirati olmayan kimse gerçekte toprak alamıyor, aldığınız ev aslında size 49 yıllığına satılıyor. Bu gibi noktalar önemli... Zaten paranızın olduğu senaryoyu yazıyoruz bu yazıda pintilik yapmayın danışmanla çalışın.
Bu da mı gol değil? Bu yazdığım aslında pek paranız olmasına bakmaz ama yine de buraya yazdım;
EU, UK, US veya Kanadalı seçiyorsunuz sevgililerinizi:) Aşkı ecnebi birinde arayın (Erkekler bu yazdığımu rus'a gidin diye algılamayın lütfen ;) Hadi len dediğinizi duyuyorum ama, bu da bir yöntem ve pratik bir yöntem. Üzerine yazacak birşey pek yok. Yabancıyı nereden bulacağım diye soruyorsanız, ne bileyim kardeşim, pzvnk değiliz, çalıştığınız işyerine bakın, yazlıkta, tatilde uyanık olun, airbnb ile evinize insan alın, internet üzerinden tanışın.
Bir sonraki yazımda, Green Card ve Canada Immigration diye başlarız, artık Allah ne verdiyse devam ederiz...
Ülkede genç sayısının inanılmayacak derecede çok olması lakin iş garantisi yüksek okulların sayısının düşüklüğü birçok gencimizi ve ailelerini yurtdışında üniversitelere bakmaya yönlendiriyor. Fransa hariç EU'daki, US ve Kanada'daki okullar paralı ve rakamlar yüksek. Parayı bastırıp girmek bile bazen mümkün değil. IELTS, TOFEL, SAT aklıma gelen almanız gereken belli başlı sınavlar.
Fransa'daki okullar beleş, ama burada Frankafon okullardan olmalısınız. Onlarda özel. Neyse bir şekilde okulla gitme olayı parası olana hitap ediyor. Liseli gençliğin okuduğunu sanmıyorum burayı ama okuyan varsa imkanınız varsa gidin gençler. Öyle sevgilim İstanbulda olacak, büyük aşk yaşıyoruz falan saçmalamayın. Aşk güzel şey ama yurtdışına gitmeyerek ne kaçırdığınızı bilmiyorsunuz. Amerika'da kızlar soruyormuş diye de geyiğe bağlayalım... Özellikle Kanada ve Fransa'yı tavsiye ederim. Kanada okullarından mezun olursanız ilerde immigration için ek puanınız oluyor.
Okul bitince genelde 1 sene kadar vizeniz devam ediyor (ülkeye göre değişir) siz son senenizde deli gibi iş arayın. Unutmayın, sizi işe alan, size oturma ve çalışma izni için bir dolu masraf yapacak o yüzden sizi görüşmeye bile çağırmaya bilir. Bu sebeple çok yere başvurun. Mümkünse 2. ve 3. sınıfta aynı yerde staj yapın ve stajda güzel network yapın. Sonrasında staj yaptığınız yerin kapısında yatın. Öte yandan kapitalist düzen, firma size sponsor olduğundan daha az para verecektir. 3e 5e takılmayın, maksat yurtdışı ise başta bu şartarı kabul edin. Sonra sağa sola zıplarsınız.
Yaş kaç olursa olsun lisans eğitim fırsatı kolay kolay kaçmaz. Bu arada evliyseniz, şöyle fırsatlar var; benim bir arkadaşım , senelerce yurtdışını kastı, olmadı. Sonunda arkadaşımın eşi işi bıraktı, sıfırdan Kanada'da bir okula başvurdu, kabul geldi. Bu şekilde Kanada'ya gittiler, arkadaşıma da oturma izni eşi okuduğu için çıktı. Oturma izni çıkınca, arkadaşım şu an bir hastane grubunda denetçi olarak iş buldu ve çalışıyor. Her ikisi de 30 yaş üstü.
Lisans olmadı mı? Yüksek Lisans için yurtdışını değerlendirebilirsiniz. Burada okul başlar başlamaz, staj, part time vb. iş bakın. Yurt dışı Türkiye gibi değil, bu fırsatlar var. Yapamazsanız, son senenizde saldırın her yere işe girmek için. Yazmak gibi değil tabii, zor bir yoldur. Osuruktan bir yerde yüksek yapmıyorsanız iş bulma şansınız var.
Gerçekçi olmak gerekirse, Lisansta yurtdışına gitmek zengin işidir. Yüksek için burs bulma, çalışırken birikim yapıp gitme yine paraya bakmakla birlikte ailenize bağlı olmadığınızdan biraz daha olasıdır. Ama yurtdışında yüksek yapmak için para biriktirinceye kadar aile kurmuş, borca girmiş, işte yükselmiş oluyor insanlar ve bu hayal uçup gidiyor. Odak çok önemli. Neyse iki yöntemde parası olana hayat güzel örneğidir. Orta gelirliler için bursla veya çok zorla olacak işlerdir yurtdışıdan okumak.
Peki bunu geçelim.
Kendisi şanslı, ataları şanssız ufak bir azınlıksanız yani diğer yazımızda belirttiğimiz Balkan göçmeni veya sefarad Yahudi'siyseniz buna Kıbrıs vatandaşlarını da ekleyelim hadi, ilgili ülkeye başvurup pasaport alabilrsiniz. Bulgaristan nispeten Yunanistan'a göre daha kolay veriyor. Yahudiysenizde Portekiz, İspanya'ya göre daha kolay geriyor. Kıbrıs'ta olay kolay Kıbrıs doğumluysanız, ailenizde Kıbrıslıysa (sonradan Türkiye'den gidip yerleşen değil yani). Rum kesimine zaten rahat rahat geçebiliyorsunuz, oradan da pasaportunuzu alabilirsiniz. İngiliz pasaportu olanlarda var ama o konuyu hiç bilmiyorum. Bu konuda da bilgim sınırlı, malum hassas bir konu, çok sorduğum bir olay değil, ama çevremde Bulgaristan'dan EU pasaportunu alan 2 kişi, Kıbrıs'tan UK pasaport alan bir, Rum kesimi (EU) pasaportu alan bir kişi var. Portekiz'den sefarad Yahudi'si olupta pasaport alanda var (bunun Türkiye'de de izlenmesi gereken bir prosedürü var buarada).
Hadi bu da olmadı dyelim. Ama paranız var.
Çok paranız varsa iş çok kolay, yığınla ülke var gidip iş kurmanız durumunda oturma izni alabileceğiniz. İngiltere ve Hollanda yazıp google yanına bir de ankara antlaşması yapıp başlayın okumaya. Uyduruk bir cafe açmayla bile olaya girebilirsiniz. Avrupa'da Yunanistan, Malta, Portekiz, İspanya, İtalya buralardan ev alabilirsiniz. Bu iş için min. EUR 250bin olmalı bazılarında EUR 500bin olarak tarife başlıyor. Bir danışmanlık birması ile çalışmanızda fayda var, iş ve ev alma yoluna girecekseniz. İstemediğiniz kadar çok yerli ve yabancı firma var. Niye danışmanla çalışın diyorum, zira püf noktalarını ne kadar okursanız okuyun bilemeyebilirsiniz. Örneğin Dubai'de de AED 1.5m üzeri ev alırsanız oturma izniniz oluyor. Ama Dubai'de emirati olmayan kimse gerçekte toprak alamıyor, aldığınız ev aslında size 49 yıllığına satılıyor. Bu gibi noktalar önemli... Zaten paranızın olduğu senaryoyu yazıyoruz bu yazıda pintilik yapmayın danışmanla çalışın.
Bu da mı gol değil? Bu yazdığım aslında pek paranız olmasına bakmaz ama yine de buraya yazdım;
EU, UK, US veya Kanadalı seçiyorsunuz sevgililerinizi:) Aşkı ecnebi birinde arayın (Erkekler bu yazdığımu rus'a gidin diye algılamayın lütfen ;) Hadi len dediğinizi duyuyorum ama, bu da bir yöntem ve pratik bir yöntem. Üzerine yazacak birşey pek yok. Yabancıyı nereden bulacağım diye soruyorsanız, ne bileyim kardeşim, pzvnk değiliz, çalıştığınız işyerine bakın, yazlıkta, tatilde uyanık olun, airbnb ile evinize insan alın, internet üzerinden tanışın.
Bir sonraki yazımda, Green Card ve Canada Immigration diye başlarız, artık Allah ne verdiyse devam ederiz...
27 Kasım 2017 Pazartesi
Yurtdışına "kapak" nasıl atılır? (2) - Seçenekler
Şimdi efendim yurtdışına nasıl gidebilirsiniz?
Seçenekleriniz çok fazla aslında ama süreç çoook zor.
Seçenekleriniz çok fazla aslında ama süreç çoook zor.
- Yurtdışına okumaya gidersiniz, bir yandan is ararsınız. Lisans veya Yüksek Lisans fark etmez
- LinkedIn, Efinancialcareers, Monster, Bayt gibi sitelerden yurtdışı ilanlarına başvurursunuz
- Sizden önce gitmiş, işinizi bilen birilerine "abi beni de yanına al, gözünün çapağını yiyeyim" diye yalvarırsınız
- Çalıştığınız uluslararası firmanın, şirket içi ilanlarına başvurup gidersiniz
- Green Card'la ABD'ye gidersiniz
- Kanada veya Avustralya'ya immigration başvurusunda bulunursunuz
- İngiltere'de Ankara antlaşması kapsamında iş kurarsınız
- EU veya US pasaportlu biriyle evlenirsiniz
- Bok gibi paranız vardır, mülk alıp, oturma izni ardından vatandaşlık alırsınız veya iş kurup, oturma izni alırsınız
- Muacirsinizdir. Anneniz, babanız Bulgaristan veya Yunanistan'dan göçmüştür, onlara söylersiniz vatandaşlıklarını alırlar sonra sizi de alırlar.
- Sefarad Yahudi'sisinizdir, İspanya ve Portekiz'den vatandaşlık alırsınız
- Kaçak gidersiniz (gemide tayfa olarak, AU pair olarak vs.) -bu yasal değil tabii önermiyorum-
Ben (4) ile yurtdışına çıktım. Ama bu işe karı-koca çok uğraş verdik, kendi ekibimden (1) ve (11) ile giden oldu. Çevremde benim bildiğim ve yukarıda saydığım yöntemlerle giden birçok insan oldu, birçok arkadaşımsa hayallerini gerçekleştiremeyip patladılar. Bir kısmı halen uğraşıyor. Kimisi gitti, vatanım da vatanım diye geri döndü. 12 yöntemin 11iyle de giden var çevremde.
İşin uzmanı değilim ama hepsi için birşeyler karalayacağım. Yazdıklarımların kimisi kendi yaşadıklarım, kimisi Türkiye çalışırken ekibimdeki arkadaşlarımın başına gelenler, kimisi arkadaşlarımdan aktarımdır.
%100 doğruyum demiyorum, sadece deneyimlerimi ve bilgilerimi aktaracağım. Kaşıkla almak veya kepçeyle almak size kalmış, siktir lan ne atıp tutuyorsun da diyebilirsiniz :)
12 seçeneği 3'erli 4'erli gruplayıp, ayrı ayrı yazılarla karşınıza çıkacağım. Baştan söyleyeyim de yanlış anlaşılma olmasın, kapağı yurtdışına atın, kaçın kurtulun falan demiyorum. Gitmek isteyen varsa, deneyimlerimi aktarıyorum. Gitmek istemeyenler güzel ülkemizin tadını çıkartsınlar. Önümüzdeki birkaç yazımız gitmek isteyenlere yönelik olacak.
Hadi bakalım, görüşmek üzere,
25 Kasım 2017 Cumartesi
Yurtdışına "kapak" nasıl atılır? (1) - Bitmeyen hayal
Efendim benim iş hayatın girdiğimden beri en büyük hayalim yurtdışında çalışmak ve de yaşamaktı. 40'ıma gelmeden bunu yapabilmiş olmanın ve halende yurtdışında çalışmanın verdiği rahatlıkla sizlerle bir kaç yazı boyunca bu hayaller nerden doğar, yurtdışına nasıl gidilir, gitmek faydalı mı vb. konuları yazacağım.
Bir müddettir yazamadım, öncelikle o konuda takipçilerime özürlerimi sunarım.
Kendi adıma yurtdışında çalışmak istememin birçok sebebi vardı. Eminim bir veya birkaçı sizlerin nedenleriyle de uyuşacaktır. Herşeyden önce iş hayatına başlangıç yıllarım üniversitede hayalini kurduğum gibi olmadı. İlk 2 sene ossuruktan pozisyonlarda ve düşük ücret veren yerlerde çalıştım, askerlik sonrası denetim kariyerim başladı ama yaş olmuştu 25...
Kariyerimin ilk yıllarında gördüğüm daha önce bahsettiğim gibi label üniversiteden mezunlar iş bulma konusunda bir adım öndeler ama daha sonra durum eşitleniyor. Zira iş hayatında önemli olan iş bitirmek. Neyse ama bu sefer ortaya yurtdışında çalışmış olup ülkeye dönüş yapanlar çıkıyor. bunlar aniden "müdür" olarak bir ekibin başında yeşeriveriyorlar. Banka örneğinden yola çıkarsak, 5 yıllık bir müfettiş sabite müdür yardımcısı olarak geçmeyi beklerken Amsterdam'daki, Rusya'daki veya Romanya'daki Türk Bankaları'nın birinde 5 yıl çalışmış olan biri çat diye Banka'ya müdür olarak gelebiliyor. Bunu defalarca gördüm, aynısı reel sektörde de geçerli. Yani kariyer yurtdışında çalışıp ülkeye dönmek kariyer açısından avantajlı...
Yurtdışında kariyer (bulunduğunuz ülke ve iş koluna da bağlı olarak) daha hızlı ilerliyor. Müfettişken iki kez yurtdışına denetime gitmiştim, her seferinde okuldan mezun olalı 4 sene olmuş "audit manager"lara, toplam kariyeri 6 sene olan "senior manager"lara denk geldim. Gördüm ki terfi olayında dünya bizden başka yerde. Dünya diyorum çünkü bu denetimlerin biri Avrupada diğeri ise Asyadaydı. Yani terfi nispeten (tabii iyi bir çalışan olduğunuz varsayımıyla) daha kolay.
Ailemde yurtdışında çalışmış akrabalarım var, hiçbir şeyi yokken giden bu akrabalarım şu an evler ve dükkanlar sahibi. Çocukları birden çok dili "native" gibi akıcı şekilde konuşabiliyor. Yani emeğinizin karşılığı maddi olarak var, maddi olarak olmasa bile orada kazandığınızı Türkiye'ye yatırdığınızda döviz kuru olayından dolayı ülkemizde hatırı sayılır bir varlık yapabilirsiniz.Özellikle yurtdışında bonus olayı bizdeki gibi güdük değil. Benim adıma bu en büyük belirleyici olmuştu; aldığınız para ile yaşamak istediğiniz hayat arasında ciddi bir fark varsa ve bu durum çalıştığınız şirkette değişmiyorsa, başka şirkete geçiğinizde de değişmeyecekse, kafayı kaldırmakta fayda var...
Başka sebepleri de siz ekleyebilirsiniz, misal şu an çalıştığım ülkede yasal iznim 30 gün. Fransa gibi yerlerde çalışma saatleri inanılmaz derece medeni. İtalya, İspanya keza aynı şekilde. İzni kullanmama gibi olaylar söz konusu değil.
Ben apolitik biriyim, ama çevremde ülkenin gidişatını beğenmediği içinde gitmek isteyen kişi sayısıda oldukça fazla.
Çocuğu için de yurtdışına gitmek isteyen var. Zira Türkiye'de en iyi okula bile gitse aksanı maalesef yurtdışında özellikle erken yaşta gidildiğinde alındığı şeklinde olmayacak. Bir de tabii bu beğenmediğimiz Türk aksanlı ingilizceyi ülkemizdeki okullara akla hayale sığmayacak bir para ödeyerek elde ediyoruz... Şaka gibi...
Beni yurtdışı için motive eden etkenler para-kariyer-tatil ve cocuğumun eğitimi söz konusuydu. Senelerce deli gibi uğraştım...
Bir sonraki yazıda acı gerçeklerle yüzleştireceğim sizi... Görüşmek üzere,
Bir müddettir yazamadım, öncelikle o konuda takipçilerime özürlerimi sunarım.
Kendi adıma yurtdışında çalışmak istememin birçok sebebi vardı. Eminim bir veya birkaçı sizlerin nedenleriyle de uyuşacaktır. Herşeyden önce iş hayatına başlangıç yıllarım üniversitede hayalini kurduğum gibi olmadı. İlk 2 sene ossuruktan pozisyonlarda ve düşük ücret veren yerlerde çalıştım, askerlik sonrası denetim kariyerim başladı ama yaş olmuştu 25...
Kariyerimin ilk yıllarında gördüğüm daha önce bahsettiğim gibi label üniversiteden mezunlar iş bulma konusunda bir adım öndeler ama daha sonra durum eşitleniyor. Zira iş hayatında önemli olan iş bitirmek. Neyse ama bu sefer ortaya yurtdışında çalışmış olup ülkeye dönüş yapanlar çıkıyor. bunlar aniden "müdür" olarak bir ekibin başında yeşeriveriyorlar. Banka örneğinden yola çıkarsak, 5 yıllık bir müfettiş sabite müdür yardımcısı olarak geçmeyi beklerken Amsterdam'daki, Rusya'daki veya Romanya'daki Türk Bankaları'nın birinde 5 yıl çalışmış olan biri çat diye Banka'ya müdür olarak gelebiliyor. Bunu defalarca gördüm, aynısı reel sektörde de geçerli. Yani kariyer yurtdışında çalışıp ülkeye dönmek kariyer açısından avantajlı...
Yurtdışında kariyer (bulunduğunuz ülke ve iş koluna da bağlı olarak) daha hızlı ilerliyor. Müfettişken iki kez yurtdışına denetime gitmiştim, her seferinde okuldan mezun olalı 4 sene olmuş "audit manager"lara, toplam kariyeri 6 sene olan "senior manager"lara denk geldim. Gördüm ki terfi olayında dünya bizden başka yerde. Dünya diyorum çünkü bu denetimlerin biri Avrupada diğeri ise Asyadaydı. Yani terfi nispeten (tabii iyi bir çalışan olduğunuz varsayımıyla) daha kolay.
Ailemde yurtdışında çalışmış akrabalarım var, hiçbir şeyi yokken giden bu akrabalarım şu an evler ve dükkanlar sahibi. Çocukları birden çok dili "native" gibi akıcı şekilde konuşabiliyor. Yani emeğinizin karşılığı maddi olarak var, maddi olarak olmasa bile orada kazandığınızı Türkiye'ye yatırdığınızda döviz kuru olayından dolayı ülkemizde hatırı sayılır bir varlık yapabilirsiniz.Özellikle yurtdışında bonus olayı bizdeki gibi güdük değil. Benim adıma bu en büyük belirleyici olmuştu; aldığınız para ile yaşamak istediğiniz hayat arasında ciddi bir fark varsa ve bu durum çalıştığınız şirkette değişmiyorsa, başka şirkete geçiğinizde de değişmeyecekse, kafayı kaldırmakta fayda var...
Başka sebepleri de siz ekleyebilirsiniz, misal şu an çalıştığım ülkede yasal iznim 30 gün. Fransa gibi yerlerde çalışma saatleri inanılmaz derece medeni. İtalya, İspanya keza aynı şekilde. İzni kullanmama gibi olaylar söz konusu değil.
Ben apolitik biriyim, ama çevremde ülkenin gidişatını beğenmediği içinde gitmek isteyen kişi sayısıda oldukça fazla.
Çocuğu için de yurtdışına gitmek isteyen var. Zira Türkiye'de en iyi okula bile gitse aksanı maalesef yurtdışında özellikle erken yaşta gidildiğinde alındığı şeklinde olmayacak. Bir de tabii bu beğenmediğimiz Türk aksanlı ingilizceyi ülkemizdeki okullara akla hayale sığmayacak bir para ödeyerek elde ediyoruz... Şaka gibi...
Beni yurtdışı için motive eden etkenler para-kariyer-tatil ve cocuğumun eğitimi söz konusuydu. Senelerce deli gibi uğraştım...
Bir sonraki yazıda acı gerçeklerle yüzleştireceğim sizi... Görüşmek üzere,
15 Ekim 2017 Pazar
Beni methetme kardeşim, bana para ver!!!
Çok fazla sayıda denetim, teftiş, sertifika yazısı yazdım içim şişti. Biraz eğlenelim, farklı birşeyler yazalım... Yazı ağır küfür içerir; kaldıramayacaklar okumasın devamını lütfen.
Bordro mahkumları ocak ayı itibarıyla pire misali kıpraşmaya başlar. Bunun en büyük sebebi birçok kurumda özellikle Bankalarda sene başı (ocak-şubat-mart) maaş zammı ve bonus ayıdır. Öncü söylentiler sonbaharda başlamıştır, bu sene karlılık çok iyi, sağlam bonus alırız. Servis dedikoduları başlar, ön sıralarda yanyana oturan iki kişi geçen gün öğle yemeğinde GMY’nin sekreterinden duymuştur. Ön sırada oturan iki kişinin arkasında oturan, sabahın köründe servise binmiş olan diğer biri ise uyuyor görünümünde önünde oturanları dinliyordur… İlk işi servisten inip, simitçiden çatal alıp sabah sigarasında beraber çalıştığı arkadaşlarına sanki GMY’den kendisini duymuş gibi bu haberi yetiştirecektir. Bazı heyecanlı arkadaşlar ise servisten inmeden What’s Up’tan çeşitli gruplara “bu sene bonusa doyacağız” şeklinde mesajlar geçmeye başlamıştır bile…
Bordro mahkumları ocak ayı itibarıyla pire misali kıpraşmaya başlar. Bunun en büyük sebebi birçok kurumda özellikle Bankalarda sene başı (ocak-şubat-mart) maaş zammı ve bonus ayıdır. Öncü söylentiler sonbaharda başlamıştır, bu sene karlılık çok iyi, sağlam bonus alırız. Servis dedikoduları başlar, ön sıralarda yanyana oturan iki kişi geçen gün öğle yemeğinde GMY’nin sekreterinden duymuştur. Ön sırada oturan iki kişinin arkasında oturan, sabahın köründe servise binmiş olan diğer biri ise uyuyor görünümünde önünde oturanları dinliyordur… İlk işi servisten inip, simitçiden çatal alıp sabah sigarasında beraber çalıştığı arkadaşlarına sanki GMY’den kendisini duymuş gibi bu haberi yetiştirecektir. Bazı heyecanlı arkadaşlar ise servisten inmeden What’s Up’tan çeşitli gruplara “bu sene bonusa doyacağız” şeklinde mesajlar geçmeye başlamıştır bile…
Servis dedikodusu askerlik söylentilerine benzer, askere
gidersiniz ilk duyduğunuz laf “Yarr…ım
(askerlik yapanlar bilir; bu laf erlerin birbirlerine hitap şeklidir, her cümle
bu güzel ifade ile başlar) askerlik kısalıyormuş amk (her cümle amk ile biter, nokta yerine bu kelimeler
kullanılır)”. Bunu söyleyene dönüp “Nerden duydun yarr..ım” (R’lerin üstüne bastıracaksınız) dersiniz,
“Acemiliği birlikte yaptığım toprağım, Kurmay Başkanının şoförü, ondan duydum
amk” cevabını alırsınız. Askerlik gelir geçer, bu muhabbet hep yapılır askerlik
kısalmaz. Bonus ve zam muhabbeti de aynıdır. Asılsızdır. GMY gelip, kulağınıza
eğilip “Şakir Bey, bu sene sana 6 maaş bonus veriyorum yarr…ım, beğendim mi
amk?” demediği sürece inanmayın derim ben. GMY gelip sizinle böyle konuşuyorsa
zaten aşmışsınız…
Bonus ve zam sıkıntılı konulardır. Kapitalist sistemdeyiz,
çalıştığımız kurumlar amne hizmeti vermiyorlar. Hiçbir kurumda (en azından
benim çalıştıklarım –ki liste bir elin parmağından uzun) bu sene çok para
kazandık, aman bunu çalışanlarla paylaşayım demiyor maalesef. Çalıştığımız
kurumlar zaten adalet dağıtma yerleri değiller. Bu bakımdan bonus tam bir
muamma. YemekSepeti
gibi bir iki süper örnek var, satıldığında satış tutarının ciddi bir miktarını
çalışanlara veren patron örneği var. Ama bunu kurumsal HeDeHöDö Bank’tan veya Zamazingo A.Ş. beklemeyin (12 yaşında saf bir çocuk değilseniz).
Güzel bonusu firmalarda ve bankalarda para kazandıran
birimlerde çalışan, GM, GMY ve Direktörler (Grup Başkanları) alırlar. Altındaki
bonus görünümünde maksimum 2 maaşa (çok para getiren bir ekipteyseniz hadi 4
olsun -olmaz ya-) talim ederler, operasyoncular, idari işlerdekiler ise yarım ila bir maaş
arası alırlar. Her sene bu sene adam gibi bonus almazsam, gidiyorumcular
piyasaya çıkarlar, bunlar negatif haberlerden beslenirler, milleti zehirlerler
ama hiç bonus almasalar bile hiçbir yere gitmezler.
Peki bu bonus ne işe yarar? Şimdi Faniyseniz yani Direktör
altı; bonusu alınca ilk iş KMH ve kredi kartı parası ödenir, muhtemelen son
altı aydır eksi (-) olan hesabınız düzeltilir ve bonus biter. Cebinizde
maaşınız kalır O maaşla hayaller kurarsınız, bu sene eskiye geçmeyeceğim falan
gibi, tabii 2 ay sonra bu hayaller biter ama o hayal kurulur… Biraz
şanslıysanız, maaşınız nispeten iyiyse müdür yardımcısı, müdür, grup müdür
falan filansınız 2-3 maaş arası bonus aldınız. Çocuğunuzun okulu ve yaz tatili
parası olarak hesaplara girişirsiniz. Tabii bankadan ihtiyaç kredisi ile
desteklersiniz veya eşinizde çalışıyorsa ve o da bişeyler almışsa
birleştirirsiniz.
Ne güzel şeydir ocak ayından erken ödeme ile indirimli tatil
kovalayıp, 2 senedir harcamadığınız millerle uçak bileti almak…
Bordro mahkumlarının tatil
destinasyonları ise başlı başına bir malzeme... Yazacağım merak etmeyin... Ama muhtemelen tatil olayına tam bir ay ayırırım ve Ocak-Mart arası yazarım, define gibi konudur, malzeme bol.
2 Ekim 2017 Pazartesi
Denetçiler için Si Ay Ey (CIA)
Konumuz denetçilerin özellikle de müfettiş tayfasının başının
belası Certified Internal Auditor sınavı. Sevgili okur ben
bu sınavı seneler önce verdim, hatta allaha çok şükür artık denetimle çok
alakalı değilim. Size uzunca ve zahmetli bir süreçten sonra bu sınavı vermiş
biri olarak; sınava nasıl çalışılır, sizi yolunuzdan çıkartmak isteyecekler,
sınav neye yarar anlatalım bakalım;
Şimdi sezarın hakkı sezara, bu genel olarak denetim
dünyasında en iyi pazarlanmış ve halen pazarlanan sertifika. Zırt pırtda
değiştiriliyor. 2000’li yılların başında 3 parttı, sonra 2004’lerden sonra 4
part oldu, şu ara ise tekrar 3’e indi. Ama belli olmaz, siz bu yazıyı okurken 2
part, 6 part, 3 part yaparlar.
Öncelikle
nasıl çalışacaksınız: gidip Gleim’ın kitabını ve soru bankasını alın. IIA Study
Guide veya Wiley’e gerek yok.
Her part için minimum 2 ay çalışmanız lazım. Şimdi ilk ay
hangi parta giriyorsanız o kitabı hatmetmeniz gerekiyor. İlk yapmanız gereken
şey çalışacağınız section’a ilişkin soru setinden daha kitabı hiç okumadan 20
soru yapmanız ve bilginizin nerede olduğunu görmenizdir. Bu sizin bu tip
sınavlarda çok önemli bir konsept olan “Educated Guess” olayını da bu sayede halledersiniz.
İlk ay kitabı hatmetmeniz lazım. Okuyun, altını çizin. İlk ay; part’a ilişkin
sectiondan 20 soru çöz, sonra o sectionı oku, sonra section sonundaki soruları
çöz. Section sonundaki summary’i bastır. Yanında tut, ihtiyaç duydukça kitaba değil summary'e bak.
İkinci ay, okuduğun kitaba ait soru setinden karma 100’er
soru çöz. Mümkünse soru setindeki her soruyu 3-4 kez çözmüş ol. Soru setinden
karışık 100 soru üzerinden %90’larda almadan sınava girme. %90’lara devamlı
geldiğinde emin ol sınavı vereceksin. Hatalı olduğun yerlerde bastırdığın
summary’lere dön bak.
Kaynak
konusu: Gleim en iyi kaynak; sonrasında IIA study guide geliyor. Wiley’i geçin,
işe yaramaz. Mutlaka kitabı okuyun, adam gibi çalışın. Mümkünse en güncel
kitaptan çalışın. Soru ezberleme methodu çok yerde öneriliyor, bir yere kadar
doğru. Niye doğru çünkü denetimin çerçevesi belli, her 5-6 yılda bir Big 4 veya
diğer danışmanlık firmaları kaba etinden yeni bir denetim konseptikleri
üretiyorlar, onun haricinde konular aynı, doğal olarak soruları ne kadar evirip
çevirirsen çevir aynı, benzer veya minör değişiklik içermiş sorular gelecek.
Ama şu da bir gerçek, bu bir sertifika olayı bir endüstri, sınavı yapanlar
salak değil. Sorular bir şekilde değişecek.
Yani sadece soru setinden soru ezberlerseniz çakarsınız. Bunu
tavsiye edenler olacaktır; birebir aynı soru geliyor, kasma, ben sınavdan önce
1 hafta izin aldım, hallettim. Bu yalandır arkadaşlar. Sonuçta iş
arkadaşlarınız sizin başarınızı istemeyebilir, kapitalist sistemdeyiz, herkes
terfi peşinde unutmayın. Millet arkadaşının başarısızlığından keyif alıyor
birçok kurumda. Bir de izninizi CIA için falan harcamayın. İzin bir tek SMMM
için harcanabilir.
Kitaptaki soru bire bir aynı gelir mi? Gelir mi değil, direkt
geliyor. Ama maksimum 10 soru falan. Bu her sınavda olur, CMA’den tutun
SPK’lara (SPL) kadar hepsinde geliyor. Şuna dikkat edin, adamlar ezbercilerin
farkındalar bu yüzden seçeneklerde oynuyorlar, soruların yüklemini
değiştiriyorlar. Unutmayın bu sınavlarda bazen seçeneklerin hepsi birden doğru
oluyor, ama sizden doğrulardan hangisi daha önemli gibisinden şeyler
istiyorlar.
Bazı üniversiteler, TİDE, TBB vs. kurslar açmış, gidelim mi?
Cevap basit, parasını cepten ödemiyorsanız gidin. Ama kursa gidip
çalışmayacaksanız gitmeyin. Ben size başarının sırrını yazdım zaten.
Sınav sırası; buna cevap eskiden kolaydı; git CFSA’i al part
4’den muaf ol sonra 1,2,3 şeklinde gir derdik. Şimdi tekrar 3 part oldu. Bence
sıra halen 1,2,3.
TİDE
sınavın Türkçeleşmesine ciddi emek verdi, o yüzden Türkçe girmeyin demiyorum
ama İngilizceniz iyiyse İngilizce girin.
CIA’ı alınca ne olacak? Başınız göğe erecekJ Walla ben aldım, bi **k olmadı. İşallah sizin için farklı olur. Kişisel kanım denetçiyseniz ihtiyaç yok, banka müfettişiyseniz alın, firmalarda iç denetçiyseniz alın. Ama almaktaki beklentinizi doğru belirleyin. Firma terfiniz için şart koşuyorsa zaten almanız lazım. Ama CIA alayım, yurtdışına giderim, CIA alayım sektör değiştiririm (Banka’dan reel sektöre) peşindeyseniz ciddi hayal kırıklığına hazır olun.
Ha bir de şöyle bir komedi var; Türkiye'de bu sınavı TİDE ayağınıza kadar getiriyor, senelerdir sınavın bilinirliliği için ciddi bir uğraş veriyor, ama gel gör ki yönetim kurulundaki başkan ve yardımcılarında CIA sertifikası yok (en azından bu yazının yazım tarihinde yok 03.10.2017, yanlış anlaşılmasın olması şart değil, bir göstergede değil ama komik mi komik:); alın size link;
https://www.tide.org.tr/page.aspx?nm=e_yonetim_kurulu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)